Blog'a geri dön

7555 Sayılı Kanun ile Ekonomi ve Hukukta Yeni Dönem

7555 Sayılı Kanun ile Ekonomi ve Hukukta Yeni Dönem

Türk Parası, Vergi ve Finansal Düzenlemelerde Yapısal Değişiklikler

7555 Sayılı Kanun ile Türk Mali Sisteminde Yeni Yapısal Dönüşüm

20 Temmuz 2025 tarihinde kabul edilerek 24 Temmuz 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7555 sayılı “Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, mali sistemin yapısal unsurlarını yeniden tanımlayan çok sayıda düzenleme içermektedir. Türk Parası'nın iç ve dış değerinin korunmasına yönelik araçları güçlendiren bu Kanun, aynı zamanda vergi, teşvik, sosyal güvenlik ve sektörel lisanslamaya dair birçok başlıkta reform niteliğinde hükümler içermektedir.

Kanun, döviz hareketlerinden kıymetli maden ticaretine, ÖTV-KDV sistematiğinden teknoloji bölgelerindeki istisnalara, LPG piyasası düzenlemelerinden kayıtlı elektronik postayla yapılan bildirimlere kadar çok çeşitli alanlarda yürürlükteki mevzuatın kapsamını genişletmekte, idari para cezalarını artırmakta ve yeni denetim usulleri getirmektedir.

Kambiyo ve Kıymetli Maden İşlemlerinde Yetki ve Denetim Genişliyor

Kanunun ilk üç maddesi, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’da köklü değişiklikler gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda, kambiyo işlemleri, döviz, kıymetli madenler ve kıymetli taşlar ile bunlardan mamul eşyaların yurt içi ve dışı ticareti ile ithalat/ihracatının düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına doğrudan yetki tanınmıştır.

Aynı çerçevede, yetkisiz döviz ve kıymetli maden işlemlerine yönelik idari para cezaları artırılmış, suç teşkil etmeyen fiiller bakımından da idari yaptırımın rayiç bedelin yarısı ile iki katı arasında belirlenmesi öngörülmüştür. Ayrıca, aynı fiilin beş yıl içerisinde tekrar edilmesi hâlinde cezanın üst sınırdan ve iki katına kadar uygulanabileceği hükme bağlanmıştır.

İş yeri düzeyinde yetkisiz faaliyetlerin önlenmesi amacıyla; yetki gerektiren bir konuda izinsiz faaliyette bulunulması hâlinde tüm iş yeri faaliyetlerinin kalıcı olarak durdurulabileceği düzenlenmiştir. Bu madde ile birlikte, piyasa denetiminin idari araçlarla daha etkin bir şekilde sağlanması hedeflenmektedir.

Faaliyet İzinleri ve Lisanslama Rejimi: Ücret Tarifeleri ile Yeni Dönem

1567 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, döviz alım-satımı yapan kuruluşlar, kıymetli maden rafinerileri, Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası üyeleri ile Kimberley Süreci Sertifika Sistemi kapsamında faaliyet gösteren aktörlerin Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan faaliyet izni alması kanuni zeminde zorunlu hale getirilmiştir ve ilgili faaliyetler açıkça sayılmıştır. Bu değişiklikten önce söz konusu faaliyet izni genelge, yönetmelik ve tebliğ gibi ikincil düzenlemelere dayanmaktayken yapılan düzenleme ile kanuni bir zemine oturmuştur.

Bu izinlere ilişkin mali yükümlülükler, Kanuna eklenen 1, 2 ve 3 sayılı Ücret Tarifeleri aracılığıyla belirlenmiştir. Ayrıca, faaliyet bölgesi değişiklikleri, şube açma, merkez taşınması ve pay devri gibi işlemler için ayrıntılı ücretlendirme hükümleri öngörülmüştür. Pay devirlerinde bazı istisnalar (örneğin aile içi geçişler, mahkeme kararıyla devralmalar) dışında, her faaliyet izni türü için ayrı ayrı ücret alınması esası benimsenmiştir. Tahsil edilen ücretlerin her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılacağı belirtilmiştir. Cumhurbaşkanına ise bu ücret tarifelerini yarısına kadar indirme veya iki katına kadar artırma yetkisi verilmiştir.

Makale içeriği

Vergi Mevzuatında Önemli Düzenlemeler

Kanun, vergi uygulamaları açısından da çok sayıda teknik ve yapısal değişiklik içermektedir.

Vergi Usul Kanunu

Vergi Usul Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, yoklama fişlerinin dijital ortamda düzenlenmesi mümkün hale getirilmiştir. Konum bazlı ve fotoğraf içeren yoklamalarda artık muhtar, polis, jandarma gibi kişilerin imzası aranmayacaktır. Bu adım, denetim sürecinin dijitalleşmesine yönelik önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Katma Değer Vergisi ve ÖTV

3065 sayılı KDV Kanunu’nda yapılan değişiklikle; 87.03, 87.04 ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alan, savunma ve iç güvenlik amaçlı taşıt teslimleri KDV'den istisna tutulmuştur. Buna paralel olarak, 4760 sayılı ÖTV Kanunu’nda yapılan değişiklikle, aynı araçlara ilişkin ÖTV muafiyeti de getirilmiştir.

Ayrıca, ÖTV matrah ve oran sisteminde kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirilmiş, motor gücü, batarya kapasitesi, menzil ve silindir hacmi gibi teknik parametreler esas alınarak yeniden oran tabloları oluşturulmuştur. Bu kapsamda, yerli katkı oranı @’ın üzerinde olan taşıtlar için özel düzenlemeler getirilmiştir.

Yatırım ve Teşvik Rejimi Sıkılaştırılıyor

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesinde yapılan değişiklikle, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlardan elde edilen kazançlara uygulanan indirimli kurumlar vergisi oranı en fazla ` ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca, bu avantajın en fazla on hesap dönemi boyunca kullanılabileceği öngörülmüştür. Cumhurbaşkanına, katkı oranlarını P’ye kadar belirleme, indirimli oranın ilk dört hesap dönemi içinde uygulanmasına izin verme, oranları 0'e kadar artırma ve yatırım harcamalarının bileşenlerine ilişkin sınırlar koyma yetkisi verilmiştir.

Ayrıca, Ar-Ge ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile araştırma altyapıları bakımından gelir vergisi istisnası uygulanabilecek ücretler, brüt asgari ücretin 40 katı ile sınırlandırılmıştır. Bu değişiklikler, yüksek tutarlı kazançların istisna kapsamı dışında kalmasını sağlayacak şekilde bir tavan mekanizması getirmektedir.

LPG Piyasasında Ticaret ve Depolama Kuralları Yeniden Belirlendi

5307 sayılı LPG Piyasası Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle, dağıtıcıların birbirlerinden LPG satın aldıktan sonra bunu başka bir dağıtıcıya satmaları yasaklanmıştır. Ayrıca, boş kapasite bulunan depolama tesislerinin talepleri karşılaması zorunlu kılınmış, depolama tarifelerinin ise EPDK tarafından onaylanması şartı getirilmiştir. İlk tarife tekliflerinin Kuruma sunulması için 1 Aralık 2025 tarihi son gün olarak belirlenmiştir. Aynı düzenleme kapsamında, ilgili hükümlere aykırılık hâlinde idari para cezası ve lisans iptali gibi ağır yaptırımlar da öngörülmektedir.

İş Hukukunda Elektronik Tebligat ve Sosyal Güvenlik Başvurularında Kolaylık

4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan değişiklikle, iş ilişkisinden doğan bildirimlerin Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemi üzerinden yapılması mümkün hale getirilmiştir. Ancak, iş sözleşmesinin feshi gibi sonuç doğuran bildirimlerin her hâlükârda yazılı olarak yapılması zorunlu tutulmuştur. KEP sistemine ilişkin tüm maliyetlerin işveren tarafından karşılanacağı da düzenlenmiştir.

Sosyal güvenlik uygulamalarında ise 5510 sayılı Kanun’a eklenen yeni hükümlerle, bazı başvuruların yurt dışındaki müşavirlik veya ataşelikler aracılığıyla kabul edilebilmesi imkânı tanınmıştır. Bu düzenleme, özellikle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının SGK ile olan işlemlerini kolaylaştırmayı hedeflemektedir.

Yürürlük ve Uyum Takvimi

Kanunun birçok hükmü 24 Temmuz 2025 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte, bazı maddeler için farklı yürürlük tarihleri belirlenmiştir. Örneğin;

  • 5., 8., 11., 19. ve 20. maddeler 1 Ağustos 2025 itibarıyla,
  • 16., 17., 24. ve 25. maddeler 1 Ocak 2026 itibarıyla,
  • 18. madde ise yalnızca yayım tarihinden sonra alınan teşvik belgelerine uygulanmak üzere derhal yürürlüğe girmiştir.

Bu kapsamda, özel sektör aktörlerinin, kamu kurumlarının ve düzenleyici otoritelerin, kanunun yürürlük takvimi doğrultusunda uygulamaya geçiş süreçlerini planlamaları, ikincil düzenlemeleri takip etmeleri ve yeni sistemlere uygunluklarını gözden geçirmeleri önem arz etmektedir.

 

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Paylaş: